Senin yıldızların kelimeler, söyle raksetsinler
at pazarı’nda atlar teklif ediyormuş
at pazarı’nda atlar teklif ediyormuş
at pazarı’nda atlar teklif ediyor ve atlar bir gülüşle yaşlarını gösteriyor.
ol rivayettir beni dörtnala fatih’e koşturan.
zira ben atsız bir fatihim. dudaklarımda beylik laflar yok. ‘atsız beylik kuramazsın. beylik kurmadan imparatorluk hayal’ dediydi kara sakallı karabasanım, ben bir gece vakti tavanda gezen karasineği izlerken. atsız bir fatihim bir an önce fetih politikamı uygulamak içün sefere gitmeliyim.
ilk bulduğum kervansaraya çöktüm.
selamun aleykum ağalar beyler.
ey ehli kılıç, yeniçeriler, kovboylar, lejyonerler, yoldaşlar, activistler, photographerlar, journalistler ve şahane kıvamında hatunlar…
bir tutam edebiyat bol siyasa, sürmeli gözleri süzmeler. özenle dokunmuş sakalı sıvazlamalar ama bıyık burmak yasak. bıyık burmak ayıp. bıyığı burulacak kadar uzatmak haram…
olaylar olaylar olaylar. gülüşmeler ötüşmeler sövüşmeler. ol iki saatin deminde varoluşçu ve yaroluşçu meseleler yüksek perdeden sahnelenmişti. herkes bir açılım yapıyordu eh benim neyim eksikti. ben de bastım sloganı;
‘raskolnikov ve oblomov kardeştir, ayrım yapan kalleştir’… ne yapıyorsunuz efendiler vakit çıkacak. kendinize gelen, namaz manitadan hayırlıdır.
atlar, yalağın başında. otak-ı humayunu bekler gibi sabit sabırlı azimli.
ve ben gider oldum,
peşimden kimse gelmez oldu.
atlar teklif etmeye layık görmemiş olmalı beni. üstelik hipodrom çok uzaktı ve üşütüyordu yanlışlık.
Günahlarından pişmanlık duyan kimselerle oturup kalkın. Zira onların kalbi herşeyden daha yufkadır.